Episkopos ve Kilise Doktoru Ambrosius

0

339 yılında doğan Ambrosius Roma’da eğitim alarak çok iyi derecede Grekçe öğrendi. Katekümenken 370 yılında Emilia Liguria’ya atanır. Vaftiz olmamıştır ama Milano Epikoposu ölünce halkın baskılarıyla 35 yaşında rahip Episkopos olarak atanır ve vaftiz olur. 

Konstantinus’a Mektup

Sana rahiplik görevi verildi. Kilise gemisinin pupasında, onun dalgalar arasında ilerlemesini sağlıyorsun. İmanın dümenine sarıl, sarıl ki bu dünyanın acımasız fırtınaları seni yolundan saptırmasın. Deniz engindir, geniştir ama sen hiçbir şeyden korkma. Çünkü dünyayı denizler üzerine kuran ve akarsulara oturtan, Rabbin kendisidir. Bu nedenle dünya çalkantılarında Rabbin Kilisesi’nin sarsılmasına şaşmamak gerekir. Çünkü Kilise, havarinin kayası üzerine inşa edildi ve kudurmuş dalgaların tüm saldırılarına karşın sapasağlam yerinde durur. Dalgalar üstünden geçer, ama onu sarsamaz ve doğa güçleri çarpıştığında kopan gürültüye rağmen o kendisine sığınan çaresiz insanları kabul eden güvenilir bir barınak, bir liman sağlar. Deniz, Kilise’yi sarsa bile, o nehirlere akar. Burada söz konusu denen nehirlerin “sesini yükseltti” (Mez. 93,3) denen nehirler geçer. Çünkü Kilise’nin bağrından akacak olan nehirlerdir.” Burada sözü edilen kişi İsa’nın kalbinden Kutsal Ruh ile sonsuzluğu gideren kişidir. Kutsal Ruh’un lütfuyla dolup taştıkları zaman seslerini yükselten nehirler, işte bunlardır.

Allah’a adanmış kimseleri “bir sel gibi” kaplayan, barış ve sükunet seven, ruhu mutluluğa boğan bir akarsu vardır. Petrus ve Pavlus gibi bu zengin akarsudan faydalanan kimse sesini yükseltir ve gür sesleriyle Müjde’yi dünyanın en ücra köşelerine ileten havariler gibi o da İsa Mesih’in İncil’ini müjdelemeye koyulur.

O halde sen de İsa’nın sözüne kulak ver ki sesin etrafa yayılsın. İsa’nın suyunu Rabbi öven suyunu kaplara topla. Dağlardan akan suyu toplayan, çağlayanın suyunu içen veya kendine çeken kişi, onu bir bulut gibi başkalarına da yağdırır. O halde ruhunun derinliklerini bu suyla doldur ki, toprağın bu suyu içsin ve kendi öz kaynaklarıyla sulansın.

Demek oluyor ki çok şey okuyup anlayan kişi sünger gibi suyu emer ve suya iyice doyunca, onu başkalarına yağdırır. Kutsal Kitap şöyle der: “Bulutlar yağmurla dolunca, onu yeryüzüne yağdırır” (Vai 11,3).

Öyle ki sözlerin bereketli olsun, berrak ve şeffaf olsun. Bu suretle ruhunu eğitince, dinleyicilerinin kulakları tatlı sözlerle dolacak, topluluk lütuflu sözlerin cazibesiyle seni gönülden izleyecek, onu götürdüğün yere kadar. Sözlerin bilgelikle dolu olsun. Hazreti Süleyman: “Aklın silahı, bilgenin dudaklarıdır” der. Diğer bir yerde de “Dudakların bilgiye bağlı olsun” öğütünü verir. Yani diğer bir ifadeyle sözlerinin anlamı açık olsun, ne demek istediğin kolayca anlaşılsın, açıklamarına dışardan destek gerekmesin onlar kendi kendini kanıtlasın. Ağzından boşlukta kaybolup gidecek tek bir anlamsız söz çıkmasın.

 

Dua

Yüce Rab, bize Aziz Ambrosius’ta Katolik inancının özel muhteşem öğretmeni ve havarisel gücün örneğini veren sen, kiliseni cesaretle ve bilgelikle yönetecek olan kalbine göre insanı yarat. Bunu seninle ve Kutsal Ruh ile birlikte, şimdi ve ebediyen hükmeden Rabbimiz Mesih İsa adına senden dileriz. Amin.