Papa X. Pius – Tanrısal Esin Hakkında

0

Papa X. Pius, sadeliği ve sertliğiyle kendini kabul ettirmiştir. Kilise’nin şiddetli bir sekülarizme ve Kutsal Kitapla ilgili bilgilerin ve teolojik esasların kökten değiştirilmesine karşı güçlü bir şekilde yöneticilik yapmasıyla bilinmektedir.

Mezmurlar, tanrısal esinle bestelendi ve Kutsal Kitap’ta bir araya getirildi. Bilindiği gibi onlar Kilise’nin başlangıcından itibaren inanç sevgisini şahane bir şekilde beslediler. Hristiyanlar Mezmurlar aracılığıyla sürekli olarak Tanrıya övgü adamasını, yani adına saygı gösteren dudakların meyvesini sunuyorlar (İbr. 13, 15; Hoş. 14, 3). Kutsal Litürji’nin ve Tanrısal Ayinler’in önemli bir kısmı eski yasada kabul edilen uygulamaya göre, Mezmurlar’dan oluşmaktadır.

Basilius’un söz ettiği “Kilise’nin Sesi” ve selefimiz VIII. Urbanus’un deyimiyle “Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtı önünde durmaksızın yankılanan ezgiler” mezmurlardan çıkmıştır. Aziz Atanasius’a göre, Tanrıya tapınmaya adanan insanlara Tanrı’nın hangi ölçüde övüleceğini ve hangi sözlerle uygun şekilde saygı gösterileceğini öğreten özellikle mezmurlardır. Bu konuda Agustinus şunu söylüyor: “İnsan tarafından uygun şekilde övülmek için Tanrı kendini övdü ve kendini övmeye yanaştığı içindir ki insan onu nasıl övebileceğini buldu.”

Mezmurlarda herkesin ruhunda erdemlerin arzusunu uyandırmak için, şaşırtıcı bir etkinlik bulunuyor. Her ne kadar tüm Kutsal Kitabımız ister eski ister yeni antlaşma, tanrısal esinin ürünü olup eğitime yararlıysa da (II. Ti. 3,6) aziz Atanasius’a göre, Mezmurlar Kitabı bir bakıma esin ürünü tüm diğer metinlerin meyvelerini toplayabileceğimiz cennetin bahçesidir. Böylece Davut’un Mezmurları Kutsal Kitap’ın diğer ilahilerini yüceltmekle kalmıyor, lirin nağmeleriyle biçimlendirdiği kendilerindekileri de katıyor. Aziz Atanasius ekliyor: “Ben ilahileri söylerken, mezmurlar bana insanın kendini ve iç durumunu gözlediği bundan dolayı bunları okumak için yüreklendirdiği aynalar gibi görünürler.

Aziz Agustinus “İtiraflar’ında şöyle diyor: “Tanrım, Kilisenin sesleriyle gerçekten duygulanarak, onuruna yükselen tatlı tatlı okunan ilahileri duyduğumda çok ağladım. O sesler kulaklarımda titriyordu ve gerçek yüreğime iniyordu ve her şey bir sevgi duygusuna dönüşüyordu. Bu da beni ağlatacak kadar mutluluk veriyordu.”

Tanrı’nın sonsuz yüceliğini, gücünü, üstün azizliğini, iyiliğini ve merhametini ve tüm diğer tanrısal ayrıcalıklarını bu denli laik ve derin bir şekilde seslendiren o çok sayıdaki parçaları söylemeyen bulunur mu acaba? Mezmurları dolduran o ateşli duygu, yüreği tanrısal bağışlara karşı minnet duymaya ya da yeni lütuflara yönelik alçakgönüllü duayı esinlemeye ya da günahtan kopmanın yararlı niyetlerini yaratmaya olağanüstü derecede etkindir.

Mezmurlar, Mesih sevgisini canlandırırlar, çünkü Kurtarıcı’nın imgesini kesin hatlarla, sunan birer resim gibidirler. O halde Agustinus haklı olarak “yücelten ya da inleyen, umutla sevinçlenen ya da hedefi arzulayan ssesi tüm memurlarda duyuyordu.”