Gregorius, Diyaloglardan 2,23

0

Aziz Benediktus, çocukluğundan beri Rab’be adanmış kızkardeşşi Skolastika’yı yılda bir kez ziyaret etmeyi adet edinmişti. Kardeşi onu kapıdan pek de uzak olmayan manastırın arazisinde karşılardı. Bir gün oraya gitti ve saygıdeğer kardeşi, birkaç öğrencisiyle birlikte, onu karşılamaya geldi. Tüm günü Rabbi överek, kutsal konuşmalar yaparak geçirdiler. Akşam vakti de birlikte yemek yediler. Sofrada bir hayli kaldılar ve kutsal konuşmaların uzamasıyla oldukça geç bir saat olduğunu farkettiler. Dindar kız kardeşi, ona yalvardı ve bu gece ayrılmamalarını, sabaha kadar göksel yaşamın mutluluklarını konuşmalarını istedi. O ise şöyle dedi: “Kardeşim, geceyi manastırın dışında kesinlikle geçiremem”

Kardeşinin olumsuz yanıtını duyan Skolastika, parmaklarını kenetleyip sofraya ellerini koydu ve yüce Rab’be dua etmek için  başını öne eğdi. Başını kaldırdığında şimşekler, gök gürültüleri ve yağmurla karışık öyle bir fırtına koptu ki, ne saygıdeğer Benedictus ne de onu izleyen keşişler bulundukları binanın dışına adım atamadılar.

O zaman çok üzülen kardeşi sitem etmeye başladı ve dedi ki: Yüce Rab seni affetsin kardeşim, neler yaptın sen?” Kızkardeşi şu yanıtı verdi: “İşte, senden rica ettim, oysa sen beni dinlemek istemedin, Rabbe dua ettim ve o isteğimi yerine getirdi. Artık çıkabilirsen çık, beni terket ve manastıra dön”

Ve kendiliğinden kalmak istemeyen Benedictus, kalmaya zorlandı.

Böylece tüm geceyi uyumadan geçirdiler ve birbirlerine tinsel yaşamın deneylerini anlatarak kutsal konuşmalara doydular. Skolastika ‘nın kardeşinden daha güçlü olması, kimseyi şaşırtmamalı. Yuhanna’nın sözüne göre “Tanrı sevgidir” ve bu yüzden daha çok sevenin daha çok şey yapabilmesi pek doğrudur.

Üç gün sonra Benedictus, hücresinde oturup gökyüzüne baktığında, bedeninden ayrılan ve bir güvercin şekliyle göklere ulaşan kızkardeşinin ruhunu gördü. O zaman bahşedilen bu denli bir şanın karşısında sevinçle dolup taşarak, ilahiler ve övgülerle Rab’be şükretti ve kızkardeşinin cesedini alıp manastıra getirmeleri, kendi için hazırladığı mezara yatırmaları için keşişlerini gönderdi.

Bir ruhta birleşmiş gibi Rab’de birleşmiş olan bedenlerini mezar bile ayıramadı.