Aziz Agustinus, Episkopos ve Kilise Doktoru

0

13 Kasım 354’te Numidya’nın Thagaste kentinde doğdu. Monika hristiyandı, babası hristiyanlığa inanmakla birlikte pagandı ve ancak ölümünden kısa bir süre önce vaftiz oldu.  24-25 Nisan 387 Paskalya arefesinde Agustinus, oğlu Adeodatus ve dostu Alipius, aziz Ambrosius tarafından vaftiz edildi.

İtiraflar, (VII, 10. 18;X, 27)

Kendime gelmem için yapılan uyarının ardından, Rabbim senin kılavuzluğunda kalbimin derinliklerine daldım ve sen yardımıma koştuğun için bunu yapabildim. İçeri girdim ve ruhumun bakışıyla durumu ne olursa olsun bu bakışın üstünde aklımın üstünde sürekli ışığı gördüm. Herkesin görebileceği olağan bir ışık değildi. Hayır, bu ışık böyle değildi. Tıpkı zeytinyağının suyun üstünde yüzmesi ya da gökyüzünün yeryüzünün üzerini kaplaması gibi. O benim üstümdeydi. Çünkü o, beni yaratmıştır. Gerçeği bilen bilir ve onu bilen ebediyeti bilir, onu bilen aşktır.

Ey ebedi gerçek; ey asıl sevgi, ey sevgili ebediyet! Sen benim Tanrımsın, gece gündüz seni özlüyorum. Seni ilk tanıdığım zaman, görmem gereken bir şeyin var olduğunu bana göstermek için beni kendine doğru kaldırdın. Çünkü bunu henüz kendim göremem. Parlaklığının gücüyle zayıf bakışımı kamaştırdın, aşk ve ürküyle ürperdim. Senden uzakta sürgün ve benzemezlik ülkesinde olduğumu keşfettim ve sanki yukarıdan, gökten gelen bir ses duyar gibi oldum. “Güçlülerin besiniyim. büyü ve beni yiyeceksin. Bedeninin besini gibi, beni kendinde değiştirmeyeceksin, sen bende değişeceksin”

Seninle birleşerek yaşamak için gereken gücü elde etmeye çalışıyordum, ama bunu yapamıyordum. Sonunda Tanrı ile insanlar arasındaki arabulucuya insan İsa Mesih’e sarıldım. O her şeyin üstündedir, ebediyete kadar yüceltilmiş Tanrı’dır. O, bizi çağırır ve der ki. “Yol Ben’im, Gerçek Ben’im, Yaşam Ben’im. O bedene (Söz beden olduğu için) alamadığım besini verir. Böylece her şeyi yaratan bilgeliğin süte dönüşerek bizim çocukluk durumumuza uyum sağlıyor.  Ben seni geç sevdim! Ama işte! Ben dışardayken, sen benim içimdeydin ve ben seni dışarda arıyordum. İğrençliğimle, çekici yaratıklarına saldırıyordum. Sen benimleydin ama ben seninle değildim. Bütün bunlar beni senden uzaklaştırıyordu. Oysa bunlar sende olmasaydı hiç varolmayacaktı. Sen beni çağırdın, bağırdın sağırlığımı yendin. Sen parladın, ışıl ışıl oldun ve düşüncesizliğimi ortadan kaldırdın. Güzel kokunu çevreye yaydın, onu içime çektim ve şimdi senin ardından koşuyorum. Seni tattım, aç ve susuzum ve seni istiyorum. Sen bana dokundun ve ben, sendeki barışı elde etmek için coştum.