Roma’da IV. asırdan beri kutlanmaktadır. Bu bayram Petrus’un üzerine temellenen Kilise’nin temel ve ebedi doktrinleri bildirmektedir.
Leo Magnus, Vaazlar (4)
Koyunlarımı otlat. Hiç kuşkusuz çobanımız bugün de bu görevini sadakatle yürütüyor; yüreklendirmeleriyle bizleri tasdik ediyor ve günahın çağrısına yenik düşmememiz için, bizler için dua etmekten hiçbir zaman vazgeçmiyor.
Tüm insanların arasında yalnızca Petrus, tüm halkları kurtuluşa çağırmak, tüm havarilerin ve tüm Kilise Babaları’nın başı olmak için seçiliyor. Tanrı’nın halkında rahipler ve çobanlar çoktur, fakat herkesin gerçek çobanı Mesih’in yüce desteğiyle Petrus’tur. Sevgili kardeşlerim, Tanrı bu insana büyük ve hayran olunacak ölçüde gücünü verdi. Kilise’niin diğer büyüklerinin onunla ortak bir şeyi paylaşmalarını istediyse de, her zaman onun aracılığıyla başkalarını inkar etmediğini iletmektedir.
Rab, tüm havarilere kendi hakkında ne düşündüklerini soruyor ve hepsi de aynı yanıtı veriyorlar, öyle ki bu yanıt insanlığın ortak cehaletinin belirsiz ifadesi olmayı sürdürüyor. Oysa havariler kişisel görüşleri konusunda sorgulandıklarında, Rab’be inancını ilk beyan eden havarilik saygınlığında da ilk olandır.
“Sen yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” diyor ve İsa yanıtlıyor: “Ne mutlu sana Yunus Oğlu Simun! Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam’dır” (Mat. 16, 16-17). Bunun anlamı şudur: sen mutlusun, çünkü Babam seni eğitmiştir. İnsanların fikirleriyle aldatılmadın, fakat göksel bir esinle eğitildin. Kimliğimi sana beden ve kan değil de tek doğumlu Oğlu olduğum Babam açıkladı sana. İsa devam ediyor: Ve ben sana bunu söylüyorum: yani nasıl ki, Babam sana tanrısallığımı açıklamıştır, ben sana saygınlığını belirtiyorum. “Sen Petrus’sun”. Demek ki, ben bozulmaz kaya “iki halkı birleştiren köşe taşı” (bknz Ef. 2, 14-20), kimsenin yerine geçemediği temelsem, sen de taşsın. Çünkü gücüm seni sağlamlaştırıyor. Böylece kişisel ayrıcalığım sana da katılımla verilmiştir. “Ve ben Kilise’mi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek” (Mat. 16, 18). Yani bu sağlam temelin üzerine ebedi tapınağımı inşa etmek istiyorum. Gökyüzüne kadar yükselecek olan Kilisem bu inancın sağlamlığına dayanmalıdır.
Ölümün bağlantılarından bile kurtulan bu iman bildirisini cehennemin kapıları bile engelleyemiyor. Çünkü o söyleneni gökyüzüne çıkaran ve inkar edeni cehennemin derinliklerine sokan yaşam sözüdür. Bunun içindir ki, aziz Petrus’a şöyle deniliyor: “Göklerin egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak, yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak” (Mat. 16, 19). Muhakkak ki bu gücü kullanma yetkisi diğer havarilere de verilmiş, bu atama kararnamesi Kilise’nin tüm büyüklerine iletilmiştir. Fakat haklı bir nedenle, herkese bildirilecek olan şey birine teslim edildi. Nitekim bu yetki kişisel olarak Petrus’a verildi. Çünkü Petrus’un saygınlığı tüm diğer Kilise başlarınkini aşıyor.

