Faustus’un Epifanya üzerine vaazını sizlerle paylaşıyoruz.
Üç gün sonra bir düğün oldu (Yu. 2,1). Bu düğün insanlık kurtuluşunun arzularından ve neşesinden başka ne olabilir? Nitekim kurtuluş üç sayısının simgesiyle kutlanır: ister Kutsal Üçlü Birlik inancı, ister Rabbin ölümünden üç gün sonra yer alan dirilişin inancıyla. Düğün simgesi konusunda anımsatalım ki, İncil’in başka bir yerinde en genç Oğul’un dönüşünde, müzik ve danslarla, görkemli düğün giysileriyle karşılandığı söyleniliyor. Putperest halkın dönmesini simgelemek için.
“Gerdekten çıkan güvey gibi” (Mez. 28,6). Mesih, vücut bulmasının aracılığıyla Kilise ile birleşmek için yeryüzüne indi. Putperestlikten gelen insanlardan oluşan bu kilise’ye teminat ve söz verdi. Teminat olarak dirilişini, söz olarak sonsuz yaşamı. Tüm bunlar, görenler için mucize, anlayanlar için ise gizdi.
Nitekim derin düşünürsek, suda vaftizin ve dirilişin bir çeşit imgesinin sunulduğunu anlamış oluruz. Bir şeyin, iç bir süreçle başka bir şeyden ortaya çıktığında, ya da bir alt yaratığın gizli bir değişimle üst bir noktaya getirildiğinde, ikinci bir doğuşla karşılaşmış oluruz. Sular birden değişmiştir ve daha sonra insanları değiştireceklerdir.
O halde Mesih sayesinde Celile’de su şarap oluyor; Yasa ortadan kayboluyor, yerini lütuf alıyor, gölge kaçıyor gerçek görülüyor. Maddi şeylerle tinsel şeyler karşılaştırılıyor, eski uygulama yerini Yeni Anlaşma’ya bırakıyor.
Havari Pavlus doğruluyor. “Eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur” (II. Ko. 5, 17). Nasıl ki küpteki su olduğundan bir şey yitirmiyor ve olmadığını olmaya başlıyor, aynı şekilde Yasa, Mesih’in gelişiyle değerini yitirmedi, aksine yararlandı. Çünkü bu gelişle tamamlandı.
Şarap eksilince başka bir şarap sunulur. Eski Antlaşma, şarabı iyidir fakat Yeni Antlaşma’nınki daha iyidir. Yahudilerin itaat ettikleri Eski Antlaşma özünde bitirilir, bizim itaat ettiğimiz Yeni Antlaşma lütfun tadını verir. “İyi” şarap: “komşunu sev, düşmanından nefret et” (Mat. 5,43) diyen yasanın emridir. Oysa ki, “daha iyi” olan İncil’in şarabı: “ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin” (Mat. 5,44) der.

